Manşet

Hafızayı güçlendirir, kalp krizi riskini azaltır ... - Her gün bir tane yiyin

Yazar Unknown 4 Nisan 2017 Salı 0 yorum
İnsan vücudu kendisi 11 amino asit üretir. Fakat diğer fonksiyonları sağlıklı bir şekilde yerine getirebilmesi için vücut ek amino asitlere ihtiyaç duyar. Her gün bir yumurta yemekle vücuda gereken ek amino asit miktarını karşılamak mümkündür.
Kemikleri güçlendiriyor
 
Yumurtanın içinde kemik erimesini önleyen ve kemikleri güçlendiren kalsiyum var. İçerdiği D vitamini vücuttaki kalsiyum dengesini sağlayarak dişlerin de gelişmesini sağlar.
 
Sinir sistemini koruyor
 
Günde bir adet yumurta yemek vücudu çeşitli bakterilere ve enfeksiyonlara karşı korur. Günde bir adet yumurta yiyerek, günlük selenyum miktarının neredeyse tamamını karşılamış olursunuz. Selenyum sinir sistemini güçlendirir.
 
Kasları güçlendiriyor
 
Yumurta protein kaynağı olan besinler arasındadır. Kas yapmak için egzersizler yapıyorsanız, yumurta yemek sizin protein ihtiyacınızı karşılayacak ve kaslarınızın gelişmesine yardım edecektir.
 
Kalp krizi riskini azaltır
 
Yapılan araştırmalar kanıtlamıştır ki, yumurtada bulunan düşük miktarda lipoprotein kalp krizine yakalanma riskini azaltır.
 

 
Kilo vermeye yardım eder
 
Yumurta içerdiği bol miktarda protein sayesinde sık doymanıza yardımcı olur. Böylece kan şekeriniz düşük düşmez ve açlık krizlerine giremezsiniz. Her gün bir yumurta yemek gün boyunca açlık krizlerinin önüne alarak, kısa sürede arıqlamağınızı sağlar.
 
Beyninizi çalıştırır
 
Yumurtanın içinde bulunan kolin beynin büyümesini ve gelişmesini sağlar. Diğer yandan kolin hafızayı güçlendirir ve daha net olmanıza yardım eder.
Devamını Oku...

Darwin teorisi nedir?

Yazar Unknown 0 yorum
Bu teorinin taraftarları hayatın oluşumunu anlatmak istemişler ve onların görüşleri insanlar arasında yaygındır. Bu teoriyi gerçek olarak kabul eden bir çok temiz niyetli insanlar onun geniş yayılmasına büyük katkı vermişlerdir. Dahası kendi çıkarlarına hizmet ettiği için onu kötü niyetle yayanlar da olmuştur. Bu teori insanın yaratılışını tavsif eden dini öğretileri inkar ediyor ve onun sayesinde din karşıtları konumlarını bilimsel metotlarla əsaslandıraraq insanları dalâlete sürüklemeye çalışıyorlar.Bu teori ne haqdadır?Darwin'in teorisine göre bütün canlılar sudan oluşan ilkel organizmalardan yaratıklar. Onlar çevresel faktörlerin etkisi ile değişerek yeni özellikleri irsen kazanıyor. Milyon iller otub kaymıştır çevrenin etkisi ile kazanılan ilkel özelliklerin koleksiyonu ilkel organizmaların daha çok gelişen yaşam biçimlerine çevrilmesine imkan veren çok sayıda karmaşık özelliklerin ortaya çıkmasına yol açtı. Bu evrim insanın oluşumuna kadar devam etmiştir. Bu teorinin temelleri 1. Bu teori Darwin'in zamanında yapılan arkeolojik kazıların sonuçlarına dayanıyor. Bulunmuştur ki, ilkel yaşam formlarının kalıntıları yerin daha derin katlarında, daha çok gelişmiş organizmaların kalıntıları ise yukarı katlarda bulunmaktadır. Darwin düzenlendiğini, çok gelişen hayvanlar erken dönemin ilkel hayvanlarının evrimi sonucunda meydana gelmiştir. 2. Ayrıca, bu teori Darwin'in zamanında yaygın olan gelişmenin erken mərhələrində hayvanların embriyolarının oxşarlığını esas getirir.Öyle tasavvur yaratılıyordu ki, tüm canlı varlıkların genel yaradılışı vardır ve aynı görünüme sahip olan çeşitli hayvanların embriyoları rahimlerde gelişerek görüntülerini dəyişdikləri gibi tüm canlılar da yerkürede böylece evrim etmişlerdir. 3. Ayrıca, bu teori insanda kör bağırsağın qurdabənzər çıkıntısının mevcut olmasını esas getirir. Kör bağırsak hayvanlarda bitki gıdaların sindirimine yardımcı olur, ama insan vücudunda hiç bir fonksiyon değildir. Öyle tasavvur yaratılıyordu ki, maymunların vücudunda görevlerini yerine getiren kör bağırsak bu hayvanlardan kalan ve insanda gelişmeyen rudimentdir (vücutta gelişmemiş ilkel organ).Bu teorinin yalan olduğunun kanıtı Arkeoloji net bilim sayılmaz ve hiçbir zaman, hiç kimse dağların ve denizlerin altı dahil yerin tüm tabakalarında kazı aparmamışdır. Öyle ki, eğer arkeolojik kazıların doğru olduğunu varsayarsak, yerin daha derin katlarında ilkel yaşam formlarının kalıntılarının tespiti yüksek organizmaların ilkel organizmalardan oluşumunu yine de ispat etmiyor. Bu ancak ona delâlet eder ki, ilkel yaşam formları yüksek yaşam biçimlerinden önce var olmuştur. Eğer Darwin'in zamanında yapılan kazılar insanın varoluşunun 600 bin yıllık tarihe sahip olduğunu gösterirdise, arkeoloji alanında modern keşiflere göre insanın varoluş tarihi 10 milyon ile beraberdir. Hâlâ bu keşif arkeolojik araştırmaların sonuçlarının değişken olduğunu, tamamen onlara arxalanmağın asılsız olduğunu ve gelecekte bizim gözlədiyimizin tam aksine olası yeni keşiflerin oluşumunu teyit etmiyor mu? Klayd Klakxonun "Man in the Mirror" (Aynadaki insan) adlı kitabını şerh ederken doktor Mustafa Şakir Selim yazıyor ki, neondertalın beyni modern insanın beyninden daha büyüktür ve onun kafatası iridir. Ayrıca paleontologların yüklemek istedikleri evrim zinciri kırılıyor ve orada "çatışmayan bentler" vardır.Doktor Halim Atiyye Suriyal "Təsaddu mezhep Darwin vel-isbət el-ilmi li-aqidə el-halk" (Darwin teorisinin ve yaratılış hakkında öğretinin bilimsel esaslarının çöküşü) adlı kitabında yazmıştır: 1. Evrim zincirinde eksik olan bölümler sadece insanla ilkel yaşam formları arasında değil, Ayrıca, tek hücreli ve çok hücreli organizmalar, mollyusk ve buğumayaqlılar arasında, onurğasızlarla balıklar ve ikihəyatlılar arasında, ikihəyatlılarla sürüngenler ve kuşlar arasında, sürüngenlerle insanaoxşarlılar arasında da mevcuttur. Ben onları jeolojik dönemlerde varoluş sırasıyla yer ettim. 2. Bu teorinin hayvanların embriyolarının oxşarlığını esas tutması bazı alimlerin büyük hatasıdır.Bunun sebebi, bu dönemde çeşitli türlerin embriyolarının yapısı ve gelişimi arasındaki farkları görmeye imkan veren dev mikroskoplar olmamıştır. Ayrıca embriyoların çizimlerini tutuşduran Alman bilim adamı Ernst Qekkel sahtekarlığa yol bildirdi. Alim-embrioloqlar onu tenkit edince o, tamamlanmadığına göre elde ettiği resimlerin arasında benzerlik ulaşmak için sekiz oranında görüntülere değişiklik verdiğini itiraf etmiştir. 3. İnsanda kör bağırsağın qurdabənzər çıkıntısı da, ayrıca, insanla maymun arasındaki benzerliği ispat etmiyor.
Bilimsel keşifler günden güne yenilənərəq artıyor, fakat bilim erkek fillerde ve insanlarda məməciklərin mevcut olduğunu, erkek təkdırnaqlı hayvanlarda ise olmadığını izah edemiyor. Eğer hermofroditizm ilkel organizmalar için, cinsiyetli şekilde çoğalma ise yüksek organizmalar için karakteristik xüsusiyyətdirsə ve eğer məməciklər dişilere xasdırsa, Darwin'in insanın basit organizmalardan evrim sonucunda oluşması doğruysa, o zaman neden hermofroditizmin belirtileri insanda korunarak kalmış, az gelişen hayvanlarda ise yok olmuştur.Bilimsel keşifler günden güne yenilənərəq artıyor, fakat bilim erkek fillerde ve insanlarda məməciklərin mevcut olduğunu, erkek təkdırnaqlı hayvanlarda ise olmadığını izah edemiyor. Eğer hermofroditizm ilkel organizmalar için, cinsiyetli şekilde çoğalma ise yüksek organizmalar için karakteristik xüsusiyyətdirsə ve eğer məməciklər dişilere xasdırsa, Darwin'in insanın basit organizmalardan evrim sonucunda oluşması doğruysa, o zaman neden hermofroditizmin belirtileri insanda korunarak kalmış, az gelişen hayvanlarda ise yok olmuştur.
Devamını Oku...

Bilim adamları şokta: İlk canlının kalıntıları bulundu

Yazar Unknown 0 yorum
Bilim adamları dünyadaki "en eski canlı organizmalara" ait olabileceğini düşündükleri kalıntıları Kanada'nın Quebec bölgesindeki bir qayalıqda keşfettiler.
Kanada'daki kayalıklarda bulunan kalıntıların tarihinin 4.28 milyar yıl öncesine ait olduğu kaydedildi.

Bu ise yaşamın en eski kanıtı olarak kabul edilen zamandan yüz milyonlarca yıl önce deməkdir.Elm adamları şokta: İlk canlının kalıntıları bulundu
Devamını Oku...

Yerin ve Güneş sisteminin Ikizleri Bulundu

Yazar Unknown 0 yorum
ABD'nin Havacılık ve Uzay Araştırma Ajansı (NASA) 22 Şubat düzenlediği basın toplantısında sensasion açıklama ile yapıldı. Amerikalı astronomlar Güneş sisteminin dışında, "Trappist-1" yıldızının etrafında 7 ekzoplanetin devre vurduğunu beyan ettiler.
Bu benzersiz bir durumdur. Bilim adamları ilk kez, Güneş sistemi dışında yıldızın etrafında bu kadar gezegen buluplar .

 
 Böyle yıldızlar küçük ve soğuk nesnelerdir. Tarihte ilk defa, boyutları Yerle karşılaştırılacak 7 gezegen belirlendi. Bu gezegenlerden üçünde suyun olduğu bir istisna değildir. Ayrıca, bu gezegenlerde yaşam da mümkündür.Söz konusu ekzoplanetlərdən biri Yere benzemekle birlikte, planetimizlə yaklaşık benzer sıcaklığa sahiptir.Başka gezegenlerde yaşam arayışı bilimciler için pratik olarak imkansız meseledir, çünkü herhangi sema cisminin yaşama uygun olup olmadığını sadece, türev tezahürler aracılığıyla tespit olur.Örneğin, atmosferin analizi orada oksijen, metan ve suyun olup olmadığını gösterir. Ancak bu belirtiler de gezegenin yaşama uygun olduğunu garanti etmez.Buna rağmen, "Trappist-1" yıldızının etrafında ekzoplanetlərin algılama ilimde hissi sayılır."Küçük gezegenlerde evrimin öğrenilmesi için bu sistem en iyi laboratuvar sayılabilir", - araştırma katılımcılarından biri, Colorado Üniversitesi astronom Zaxari Berta-Thompson söyledi.
 
Amerikalı bilim adamları bu gezegenlerin atmosferinin ve kitlesini öğrenilmesine başladılar. Doğru sonuçlar elde etmek için NASA Çilidəki Atakama Çölü'nde 4 ek teleskop inşa edecek.

Alimler hesab elirlər ki, "Trappist-1" yıldızının etrafındaki ekzoplanetlər hatta fantastların aklına bile gelmeyen alemleri aşkarlaya olabilir. Önemli sonuclar 5 yıl sonra elde edilecek.

NASA'nın bilimsel misyonlar Departmanı Genel Müdür Yardımcısı Thomas Surbyuhenin göre, Güneş sistemi dışında ikinci Yerin bulunması artık zaman meselesidir .

 
 
NASA'nın Washington'daki karargahında düzenlenen basın toplantısının katılımcısı, Fransa'nın Lyej Üniversitesi profesörü Michel Giyonun göre, yeni ekzoplanetlər "Trappist-1" yıldızına çok yakın bulunduğu ve Jüpiter'in doğal uydularını hatırlatır.
Devamını Oku...